Pandemi, küresel kriz, savaş, kur artışları gibi nedenlerle stratejik öneme sahip olan buğday ve buğday ürünlerine ilişkin üretim ve ürünlere ulaşım konusunda oldukça zorlu bir süreç yaşanırken, sektör temsilcileri doğru tarım politikalarının uygulanması ve iklim krizinin dezavantajları ve avantajları, mevcut dünya konjonktürüne göre yol izlenmesi gerektiğini söylüyor.
Dünyan’ın en büyük buğday ihracatçısı listesinde 10. sırada, ithalatçı listesinde ise Endonezya ve Mısır’dan sonra 3. sırada yer alan Türkiye, 2022 yılında 19 milyon 800 bin ton buğday hasadı gerçekleştirdi. İç Anadolu’dan sonra ikinci bölge olarak buğday hasadını karşılayan Marmara ise ülke genelinde ki hasadın yaklaşık 3 milyon 120 bin tonluk kısmını karşıladı.
Türkiye’nin en büyük buğday unu üreticilerinden ve ihracatçılarından Doruk Un Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Gürsel Erbap, Türkiye’de doğru tarım politikaları ile hareket edildiğinde ve özellikle bu yıl olduğu gibi TMO tarım desteklerini devam ettirdiği takdirde buğday üretiminde önemli bir artış olacağını kaydediyor.

Tarım arazilerinin birleştirilmesi ve toplulaştırma, ekilmeyen alanların tarıma kazandırılması, verimlilik yatırımları ve teknolojiye entegre olarak mevcut üretimin, yüzde 60 oranında artırabileceğini aktaran Erbap; “Bu demek oluyor ki ithal etmeden ihracat potansiyeline kavuşarak katma değerli bir ekonomi yaratmak mümkün” şeklinde konuştu.
Marmara Bölgesi’nin ve Trakya topraklarının Türkiye buğday hasadı için önemli olduğuna dikkat çeken Erbap, üreticinin desteklenmesi gerektiğini ve maliyetleri en aza indirgeyecek, üretime teşvik edip, güçlendirecek politikaların uygulanmasının mühim olduğuna değindi.
Ekim alanı büyüklüğü ve verim açısından da buğday için önemli lokasyonlardan biri olan Marmara Bölgesi ve özellikle Tekirdağ’ın limanlara olan yakınlığı ile de lojistik avantaj sağladığını aktardı.
İklim krizinin dezavantajlarına ve avantajlarına, dünya konjonktürüne bakıp, analizleyerek bir yol izlenmesi gerektiğini paylaşan Erbap; “Türkiye, Amerika Tarım Bakanlığı (USDA) verilerine göre yaklaşık 7milyon ton buğday karşılığı un ihracatı ile dünyanın en büyük 10 buğday unu ihracatçısı ülkelerinden biridir.‘Karadeniz havzasına olan yakınlığı ve özellikle Rusya – Ukrayna savaşından sonra Türkiye’nin buğday üretiminde kritik bir ara nokta olması ise ihracat konusunda Türkiye’yi öne çıkarıyor. Irak ve Suriye haricinde Türkiye’den gerçekleşen toplam un ihracatının yüzde 13’ünü firma olarak biz gerçekleştiriyoruz. Sadece sınır ihracatı yapıyor olmak Türkiye için gelecek süreçte ciddi bir risk taşıyor, bu sebeple biz farklı pazarlara yöneldik. Tahıl Koridoru Anlaşması ile Türk ununun ihracat pazarlarında varlığını daha da artıracak.Türkiye’nin ev sahipliğinde Ukrayna’dan tahıl ve gıda maddelerinin güvenli sevk edilmesini sağlayacak anlaşma küresel gıda fiyatlarının dengelenmesini sağlayacağı için tüm dünya tarafından ilgiyle takip ediliyor”
Kurlarda yaşanan hızlı artış ve pandemi nedeniyle daralan ticaret ağı sonrasında gıda ve özellikle temel gıda maddelerinin başında gelen un sektörünün ciddi bir sınavdan geçtiğini dile getiren Erbap, buna rağmen başarılarla dolu bir dönemi ve bereketli bir hasadı geride bıraktıklarının altını çiziyor.
“Tüm dünya ekonomisinde stratejik öneme sahip un sektörü, kur artışları, iklimsel etkiler, pandemi ve pandeminin getirmiş olduğu ekonomik belirsizlikler sebebiyle zor günler geçirdi. Ciddi küresel fiyat dengesizlikleri yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Geride bırakmış olduğumuz 2021 yılında tüm bu şartlara rağmen hedeflerimizi yakaladık. İçinde bulunduğumuz süreçte ise özellikle geçtiğimiz kış ülkemizin aldığı yağış miktarı ve iklimsel şartlar verimli bir hasat dönemi geçirmemize olanak sağladı. Kısa dönem hedefimiz tedarik zincirimizi destekleyecek üretim ve lojistik yatırımları yaparak gücümüzü daha da derinleştirmek. Buna ek olarak doğru pazar, doğru ürün ve talep doğrultusunda farklı kategorilerdeki un gereksinimlerini yönetmeye dair planlarımızı hayata geçiriyoruz.
Ar-Ge ekibiyle son kullanıcının taleplerini karşılıyoruz. Her ülkenin kendi tüketim alışkanlıklarına ve ekmek çeşitlerine göre buğdayı seçiyor, öğütüyor ve yarattığımız teknolojiyle yerelleştiriyoruz. ’ şeklinde konuşan Erbap; üretimlerinin yüzde 60’ını ihracata yönelttiklerini, 7 ayrı marka ile tüketicilere özel üretim gerçekleştirdiklerini belirtti.
Afrika, Asya, Güney Amerika ve Orta Doğu bölgelerindeki 41 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini aktaran Erbap, Panpan ile evsel tüketime yönelik ürün geliştirdiklerini ve özellikle dünyada fast-food tüketiminin artış göstermesinden yola çıkarak ihtiyaçlar doğrultusunda makarna ve noodle üretimine de geçeceklerini söyledi.
Dünyanın en temel ihtiyaçlarından biri olan ve stratejik ürün özelliği taşıyan buğdayın üretimine ilişkin bilincin önemli olduğuna dikkat çeken Erbap, verimli topraklarda son teknolojilerle üretime yönelik, üreticiyi destekleyici çalışmaların yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
Haber:Serap Cömertoğlu İşcan






